En a‘lâ bir sebeb, en âdi bir müsebbebe kuvveti yetmiyor. Demek esbab bir perdedir, müsebbebleri yapan başkadır. Meselâ; hadsiz masnuattan yalnız cüz’î bir misal olarak, insan başı içinde bir hardal küçüklüğünde bir yerde yerleştirilen kuvve-i hâfızaya bakıyoruz.
Görüyoruz ki; öyle bir câmi’ kitap, belki bir kütüphane hükmündedir ki, bütün sergüzeşt-i hayatı, içinde karıştırılmaksızın yazılıyor.
Acaba şu mu’cize-i kudrete hangi sebep gösterilebilir? Telâfif-i dimağiye mi? Basit, şuursuz hüceyrat zerreleri mi? Tesadüf rüzgârları mı?
Halbuki o mu’cize-i san’at, öyle bir Zât’ın san’atı olabilir ki; beşerin haşirde neşredilecek büyük defter-i a‘mâlinden muhasebe vaktinde hatıra getirilecek ve işlediği her fiili yazıldığını bildirmek için, bir küçük senet istinsah edip aklının eline verecek bir Sâni’-i Hakîm’in san’atı olabilir.Sözler (s. 680)
İşte beşerin kuvve-i hâfızasına misal olarak bütün yumurtaları, çekirdekleri, tohumları kıyas et. Hangi müsebbebe bakılsa, o derece harika bir san’at vardır ki, değil onun basit sebebi, belki bütün esbab toplansa ona karşı izhar-ı acz ederler.
Meselâ güneş, en büyük bir sebep zannedildiği halde, bir sineğin vücudunu yapamaz. Çünkü sineğin vücudunda göz, kulak ve hayat gibi şeyler vardır ki; bunlar güneşte bulunmaz.
“Hâlıkımın ihsanıyla dükkânımda ziya, renkler ve hararet var; fakat sineğin vücudunda bulunan hayat gibi hakikatler benim iktidarım dâhilinde değildir.”Sözler (s. 680)
Yağmurun gelişi de böyledir. Yağmur, zahirî sebeplerle gelmiş gibi görünür. Halbuki hayvanata merhamet edip, onlara rızık yetiştirmek, şuursuz sebeplerin işi olamaz. Demek yağmur, Rahîm bir Hâlık’ın hikmetiyle gönderilmektedir.
Çünki çok âsâr-ı rahmet ve faideleri tazammun ettiğinden, güya rahmet yağmur sûretinde tecessüm etmiş, katre katre inmektedir.Sözler (s. 680)
Toprak, su, ağaç ve otlar; sizin rızkınızı düşünüp merhamet ederek hareket edemezler. Onlar ancak bir Hakîm-i Rahîm’in perde arkasından uzattığı ipler ve şeritlerdir.
İşte bu beyanattan Rahîm, Rezzâk, Mün‘im ve Kerîm gibi nice esmanın matla‘ları görünür.Sözler (s. 423)
Esbabda hakikî tesir-i icadî yoktur. İnsan, esbab içinde en eşref ve en geniş ihtiyar sahibidir. Fakat onun dahi en zahir fiillerinde, hakikî icad yoktur; yalnız bir tercihten ibarettir.
Bir padişahın hediyesini getiren nefer, o hediyenin sahibi olamaz. Esbab-ı zahiriye dahi rububiyet-i İlahiye’ye hiçbir cihetle ortak olamaz.Sözler (s. 609)
Bütün esbab toplansa, bir sineğin vücudunu ve cihazatını yaratamazlar. Demek eşyanın hakikî sahibi başkadır.
Kudret-i ezeliye ile her şey nihayet kolaylıkla vücuda gelir. Bir bahar, bir çiçek kolaylığında icad edilir. Zerreler dahi muntazam bir ordu gibi hareket eder.Lem’alar (s. 241)
Tam hizmet mimarlık ve iç tasarım firması olan Archipix'e hoş geldiniz. Benzersiz tarzınızı yansıtan güzel, işlevsel alanlar yaratma konusunda uzmanız.