Havadaki her bir zerre, her bir çiçeği, her bir meyveyi ziyaret edebilir. Hem her çiçeğe, her meyveye girer, işleyebilir.
Eğer her şeyi görür ve bilir bir Kadîr-i Mutlak’ın memur-u müsahharı olmasa; o serseri zerre, bütün meyvelerin ve çiçeklerin cihazatını, yapılmasını ve ayrı ayrı sanatlarını ve onlara giydirilen suretlerin terziliğini ve hıyatat-ı kâmile-i muhita-i san’atını bilmek lâzım gelir.
İşte şu zerre, bir güneş gibi bir nur-u tevhidin şuaını gösteriyor.Sözler (s. 297)
Emr ve iradenin bir arşı olan havanın, rüzgârın her bir parçası; bütün dünyada mevcut telefonların, telgrafların, radyoların ve hadsiz muhtelif konuşmaların merkezleri, santralları, âhize ve nâkileleri bulunsun ve o hadsiz işleri beraber ve bir anda yapabilsin…
Veyahut havanın her bir parçasının her bir zerresi, bütün telefoncular, telgrafçılar ve radyo ile konuşanlar kadar manevî şahsiyetlere ve kabiliyetlere sahip olsun, onların umum dillerini bilsin ve aynı zamanda başka zerrelere de bildirsin, neşretsin.
Evet; meselâ beyaz bir kâğıtta iki-üç nokta karıştığı hâlde, bir adam muhtelif işleri beraber yapınca şaşırdığı hâlde, bir kulak ve bir lisan aynı anda müteaddid kelimeleri beraber işitip söyleyemediği hâlde…
Binlerce nokta, harf ve kelime karışmadan yazılıyor; pek çok vazife hiç şaşırmadan yapılıyor; binler ayrı kelime, ayrı tarz ve manada, o küçücük kulaklara girip, o ince lisanlardan çıkıyor.
Hem her zerre ve her parçacık, bu acip vazifeleri görmekle beraber, fırtına, şimşek, gök gürültüsü gibi havayı çarpıştırıcı dalgalar içinde dahi intizamını bozmuyor.
Havanın ehemmiyetli vazifelerinden biri de; elektrik, cazibe, dâfia, ziya, hararet gibi letaifin naklinde şaşırmadan muntazaman vazife görmesidir.
Aynı zamanda nebatat ve hayvanata teneffüs ve telkîh gibi hayata lüzumlu levazımatı kemal-i intizam ile yetiştirir.
Demek ya her bir zerrede nihayetsiz bir ilim, hikmet, irade ve kudret bulunmalı; ya da her şey Cenab-ı Hakk’ın emriyle memur olarak hareket etmektedir.
Demek Cenab-ı Hak’tan nisbet kesilse, havanın zerreleri adedince ilahlar kabul edilmesi lâzım gelir. Bu ise bin defa muhal içinde muhaldir.
Fakat memur oldukları vakit her şey kolaydır. Nasıl ki bir sultanın bir neferi, onun namına bir memleketi hicret ettirebilir; aynen öyle de Ezel ve Ebed Sultanı’nın emriyle bir sinek bir Nemrud’u yere serer.
Bir incir çekirdeği, bir incir ağacını yüklenir.Sözler (s. 298)
Bu ders Diyanet Yayınlarının Risale-i Nur Külliyatından hazırlanmıştır.
Tam hizmet mimarlık ve iç tasarım firması olan Archipix'e hoş geldiniz. Benzersiz tarzınızı yansıtan güzel, işlevsel alanlar yaratma konusunda uzmanız.