Drag
Hayatı Anlamak ve Anlamlandırmak – 2

HAYATI ANLAMAK VE ANLAMLANDIRMAK – 2

HAYATIN ANLAMI VE GERÇEĞİ SİZCE NEDİR?

Hayat; dünyayı sevmek, lezzetleri tatmak, sanatta terakki etmek, hür olmak, nefsimizin hoşuna giden her şeyi yapmak, kendine güvenmek midir?

Peki hayatın gerçekleri hep bizim istediğimiz gibi midir? Yoksa inişli çıkışlı, elemli kederli, dertli sıkıntılı, acılı tatlı, hoşumuza giden ve gitmeyen şeylerle karışık bir hâl midir? Her zaman her şey bizim istediğimiz gibi mi gidiyor? Yoksa istemediğimiz, hoşumuza gitmeyen şeyler de hayatın bir gerçeği midir? Elbette ki evet.

O zaman hayata nasıl bakalım ki bu hayatın gerçeklerinde, hayat bize acılaşmasın, her hâlimizden memnun olalım? İşte önümüzde iki yol var:

Biri; nefis ve hevamızın (şeytanın) hep lezzet ve zevk almak istediği şekavetli hayat yoludur.

Diğeri; Kur’an’ın tarif ettiği saadetli yoldur.

İşte o iki yolun pek çok müvazenelerini gör, anla.

1- Şirk ve Dalalet Yolu

Şirk ve dalaletin, fısk ve sefahetin yolu; insanı nihayet derecede sukut ettiriyor. Hadsiz elemler içinde nihayetsiz ağır bir yükü zaîf ve âciz beline yükletir.

Çünkü insan, Cenab-ı Hakk’ı tanımazsa ve O’na tevekkül etmezse; gayet derecede âciz ve zaîf, nihayet derecede muhtaç, fakir, hadsiz musibetlere maruz, elemli ve kederli bir fâni hayvan hükmüne geçer.

Bütün sevdiği ve alâka peyda ettiği şeylerden mütemadiyen firak elemi çeker. Nihayet, bâki kalan bütün ahbabını bir firak-ı elîm içinde bırakıp, kabrin zulümatına yalnız olarak gider.

Hem kendi vücudunu yüklenemediği hâlde, koca dünya yükünü bîçare beline ve kafasına yüklenir. Daha cehenneme gitmeden cehennem azabını çeker.

…Hem kendi vücudunu yüklenemediği halde, koca dünya yükünü bîçare beline ve kafasına yüklenir. Daha cehenneme gitmeden cehennem azabını çeker.
Sözler (s. 634)

İşte ey bedbaht ehl-i dalalet ve sefahet! Şu dehşetli sukuta karşı ve ezici me’yusiyete mukabil; hangi tekemmülünüz, hangi fenniniz, hangi kemaliniz, hangi medeniyetiniz karşı koyabilir?

Güvendiğiniz hangi tabiatınız, hangi esbabınız, hangi bâtıl mabudunuz sizi mevtin zulümatından kurtarabilir?

2- Kur’an’ın Cadde-i Nuraniyesi

Amma Kur’an’ın cadde-i nuraniyesi ise; bütün ehl-i dalaletin çektiği yaraları hakaik-i imaniye ile tedavi eder.

İnsanın za’f u aczini ve fakr u ihtiyacını, bir Kadîr-i Rahîm’e tevekkül ile tedavi eder. Hayat ve vücudun yükünü, O’nun kudretine ve rahmetine teslim ettirir.

Kendisine, nâtık bir hayvan değil; hakikî bir insan ve makbul bir misafir-i Rahman olduğunu bildirir.

Dünyayı bir misafirhane-i Rahman, mevcudatı esma-i İlahiye’nin aynaları, masnuatı her vakit tazelenen mektubat-ı Samedaniye olarak gösterir.

Mevt ve eceli; ahbablara visal daveti, kabri ise âlem-i rahmete açılan bir kapı olarak tanıtır.

Böylece insanın en büyük korkularını izale eder, hayatı çekilmez olmaktan çıkarır.

Kabir ejderha ağzı değildir; belki bağistan-ı rahmete açılan bir kapıdır.

Mü’mine der ki: “İktidarın küçük ise Kadîr-i Mutlak’a dayan. Hayatın kısa ise hayat-ı bâkiyeyi düşün. Fikrin sönük ise Kur’an’ın güneşi altına gir.”

“Hadsiz arzuların ve emellerin varsa, üzülme; onların yeri bu dünya değildir. Onları verecek olan da başkadır.”

Böylece Kur’an yolu; hayatı anlamlı, ölümü sevimli, kabri ümitli, dünyayı misafirhane yapar.

Tam hizmet mimarlık ve iç tasarım firması olan Archipix'e hoş geldiniz. Benzersiz tarzınızı yansıtan güzel, işlevsel alanlar yaratma konusunda uzmanız.